Dün bir dostumun evine misafirliğe gitmiştim. Sohbet sırasında anne ve babanın çocuklarıyla ilgili konuşmalarına kulak misafiri oldum. Konu, çocuklarının aldığı lisanslı futbolcu kartlarıydı. İlk başta sıradan bir çocuk merakı gibi görünüyordu. Ancak anlatılanları dinledikçe meselenin yalnızca birkaç futbolcu kartından ibaret olmadığını fark ettim.

Çocuk, futbolcuların lisanslı kartlarından oluşan bir deste alıyor. Üstelik bu destelerin fiyatı da hiç az değil. Her destenin içerisinde yalnızca üç futbolcunun imzalı kartı bulunuyor. Çocuğun istediği ise bütün futbolcuların imzalı kartlarını bir araya getirmek. Bunun için de onlarca deste satın alması gerekiyor. Fakat işin ilginç tarafı şu: Her desteden hangi futbolcunun kartının çıkacağı tamamen şansa bağlı. Yani otuz deste de alsanız, yüz deste de alsanız istediğiniz bütün kartlara ulaşacağınızın hiçbir garantisi yok.

Peki, çocuk bütün kartları istiyorsa ne olacak? Anne ve baba nereye kadar itiraz edebilecek? Çocuğun isteği karşısında aile bütçesi, ihtiyaçlar ve imkânlar ne kadar dikkate alınacak?

Aslında burada karşımızda yalnızca kart satışı yapan bir şirket yok. Çocukların merakını, heyecanını, arkadaşları arasındaki rekabet duygusunu ve sahip olma isteğini çok iyi analiz eden bir tüketim sistemi var. Eksik bırakarak daha fazlasını satın almaya yönlendiren, şansı bir pazarlama yöntemine dönüştüren ve çocukların bitmek bilmeyen isteklerinden kazanç sağlayan bir düzen…

Bugün birçok şirket ve sosyal medya platformu bu yöntemi çok iyi kullanıyor. Çocukların neye ilgi duyduğunu, neyi arzuladığını ve hangi duygularla harekete geçirilebileceğini bizden çok daha iyi biliyorlar. Peki, biz anne babalar bu durumun ne kadar farkındayız?

Çocuklarımızın telefonları kolayca kullanabilmesini, sosyal medyada dolaşmasını, oyunları çözmesini görünce onları çok zeki ve becerikli buluyoruz. Hatta bazen hayranlıkla izliyoruz. Oysa teknolojiyi kullanabilmek, hayatı tanımak, emek vermek, sabretmek ve mücadele etmek anlamına gelmiyor. Belki de şirketlerin en iyi bildiği şey tam olarak bu: Çocukların olduğu kadar anne babaların da duygusal boşluklarını kullanmak.

Bir de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla sosyal medyada dolaşıma giren görüntüleri hatırlayalım. İmkânsızlıklar içerisinde, ellerindeki sınırlı malzemelerle birbirinden güzel çalışmalar ortaya koyan çocukları gördük. Belki bir karton parçası, birkaç boya kalemi veya kendi emekleriyle hazırladıkları küçük bir çalışma… O çocukların bazılarının ellerinde pahalı telefonlar, önlerinde sınırsız imkânlar yoktu. Ama ortaya koydukları emek, hayal gücü ve üretme isteği görülmeye değerdi.

İnanın, o çocuklar diğerlerinden daha az zeki değiller. Belki de hayatı çok daha erken tanımak, sahip olduklarının kıymetini bilmek ve bir şeyleri kendi çabalarıyla elde etmek zorunda kalıyorlar. Bugün imkânları sınırlı olabilir ama yarın daha mutlu, daha kanaatkâr ve daha mücadeleci bireyler olmalarının önünde hiçbir engel yok.

Peki, biz çocuklarımıza ne öğretiyoruz? İstedikleri her şeyi alarak mı onları hayata hazırlıyoruz, yoksa her istediklerinin gerçekleşmeyeceğini öğreterek mi?

Çocuklarımızın patronu olmasına izin verirken kendimizi onların isteklerini yerine getirmek zorunda hisseden velilere dönüştürmüş olabilir miyiz? Her isteğe evet demeyi sevgi, her itirazı mutsuzluk sebebi saymayı da ebeveynlik zannetmiş olabilir miyiz?

Unutmayalım, biz anne babalar hayatın her anında çocuklarımızın yanında olamayacağız. Bizim bulunmadığımız ortamlarda, bizim müdahale edemediğimiz durumlarda kendi kararlarını vermek zorunda kalacaklar. Bugün her istediğini elde etmeye alışan bir çocuğun yarın karşılaştığı ilk engelde ne kadar zorlanacağını ise hayat gösterecek.

Çocuklarımızı mutlu etmek istiyoruz ama onları hayata hazırlamayı ihmal ediyoruz. Oysa çocuk yetiştirmek, her isteğini yerine getirmek değil; bazen hayır diyebilmek, bazen beklemeyi öğretmek, bazen de sahip olamadıklarının eksikliğini hissetmeden yaşayabilmesini sağlamaktır. Çünkü hayat, her istediğimizin önümüze konulduğu bir alışveriş sepeti değil. Ve ne yazık ki hayatın hiçbir yerinde bütün kartlar istediğimiz desteden çıkmıyor.